HunTürk Türkçü Turancı Otağ
 
Üyelik Girişi
Misafir:133 kişi


Kütüphane:

Bir milletin yürütücü kuvvetine “ülkü” denir.   Hüseyin Nihâl Atsız 

Haber »» MİLLİ ŞEHİDİMİZ BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEĞ'İ RAHMETLE ANIYORUZ


 I.Dünya Savaşı esnasında Osmanlı devleti'ne ihanet edip, Ruslarla ve diğer yabancı devletlerin uşaklığını yapan Hınçak ve Taşnak çetelerinden mürekkep olan Ermeni Eşkiyaları; erkekleri cephede olan Türk Köylerine saldırıyor ve köylerde kalan yaşlıları, çocukları, kadınları ayırtetmeksizin canice işkencelerden geçirip, katlediyorlardı.



 Osmanlı Devleti dört bir cephede savaşmakta olduğundan, Anadolu'daki asayişi sağlamakta çoğu zaman aciz kalıyordu. 



Dört bir yana dağılan Ermeni Eşkiyaları, Sözde Büyük Ermenistan'ı kurmak için nüfus açısından çoğunlukta olan TÜRK'leri yoketmek, terör yoluyla bu topraklardan kaçırmak istiyorlardı.



Bu vahşet ve terör dalgasında Yozgat'a bağlı bir kasabası olan Boğazlıyan'da nasibini almıştı.



Ermeni çeteleri Yozgat yöresinde soygunlara başlamıştı. Ermenilerin Anadolu’daki faaliyetlerinin artması üzerine Osmanlı Hükümeti Tehcir Kanununu çıkararak casusluk ve vatan hainliği yapan köy ve kasabaları boşaltmış ve diğer yerlere sevk etmiştir.
Osmanlı Hükümeti’nin bu kanununu dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915’te Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesini ateşe vermişler, bölgeye gönderilen jandarmalarla çatışmışlardır. Bu olayların meydana geldiği sırada Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey İçişleri Bakanlığı’ndan gelen telgraf emri ile Ermenilerin 24 saat içerisinde bölgeden çıkarılarak Suriye’ye sevk edilmelerini uygulamak istemiştir. stanbul Hükümeti İngilizlerin baskısı ile Boğazlıyan isyanına neden olanların cezalandırılmasını istemiştir. Boğazlıyan kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Kemal Bey Ermeni tehcirinde görevini kötüye kullanarak ölümlere sebep olduğu iddiası ile yargılanmıştır. Kurulan mahkemede Ermeni komiteciler çoğunlukta olduğu gibi İngiliz yüksek komiserliği de bir çok yalancı şahit çıkarmıştır. Bunun üzerine mahkemede sanık olan Kemal Bey ve avukatı Sadettin Ferit Bey tarihi bir savunma yapmıştır:
“Düne kadar hakimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını almış bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının matemi Müslümanların yüreklerinin sızlattığı ve her gün gelen kara haberlerin halkı tahrik etmekten geri kalmadığı malumdur. Ermeniler ise, Rus Ordularının kah önüne geçerek, kah arkasında kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardı. Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazı Ermeni - Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara şahit olmuş, bazı asker kaçaklarının tecavüzü ihtimal dahilindedir. Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla iddia makamının da isteği üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir.”



Kemal Bey’in bu sözlerinden sonra yalancı şahitler, olayları gerçekmiş gibi anlatarak Kemal Bey’i iftira etmişler.Buna karşılık Kemal Bey de: “Hepsi yalandır, uydurmadır. Reis Paşa, ben ne bunların söyledikleri Keller köyüne gittim ne de oradan geçtim. Burada vuku bulduğunu iddia ettikleri cinayetlerden de haberim yok. Hele parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol kesmek; rica ederim. Bu vahşeti kim yapar? Bu derece şem’i bir işi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum. Esasen, birini ispat edemezler. Çünkü, hepsi iftiradan ibarettir. Benim haberim olmadan bir şey olmuşsa bilemem. Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir şikayetçi gelmemiştir. İlk defa burada Mahkeme huzurunda bu şikayetlerle karşılaşıyorum” demiştir.



Mahkeme bu şekilde devam ederken, İngilizler ve Ermeniler Kemal Bey’in asılması için Mahkeme Başkanı Hayret Paşa’ya baskı yaptıklarından, Hayret Paşa istifa etmiş yerine “Nemrut” lakabıyla anılan Mustafa Paşa getirilmiştir. İstanbul’a getirilen Beyazıt’ta Bekirağa Bölüğü’nde hapsedilen Kemal Bey 8 Nisan 1919’da idama mahkum olmuş, ancak Padişah Sultan Vahdettin kararı imzalamamışsa da Şeyhülislam’ın fetvası ve İngilizlerin baskısı ile Kemal Bey İstanbul’a getirilerek, Beyazıt Meydanı’nda idam sehpasına çıkarılırken son sözü sorulduğunda; halka dönerek:



“Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet” demiştir. Bunun üzerine halk “Kahrolsun böyle adalet” diye bağırmaya başlamıştır. Kemal Bey sözlerine devamla:
“Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Amin. Borcum var, servetim yok üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet...”
demiştir.



Kemal Bey’in idamı İngilizlerin hiç beklemediği şekilde büyük tepki ile karşılanmış, Kadıköy’de büyük bir cenaze töreni yapılmıştır.
TBMM 14 Ekim 1922’de çıkardığı özel bir kanunla “Milli Şehit” olarak kabul etmiş ve
Boğazlıyan’da bir mahalle ile bir okula “Milli Şehit” adı verilmiştir. Ayrıca her yıl ölüm tarihinde, anıtı dikilen Boğazlıyan’da anma günleri yapılmaktadır.



Günümüzde de bu yaşanan sahnenin çok değiştiğini iddia edemeyiz. Bugün Avrupa Birliği, Amerika adlı TÜRK Düşmanı soysuzlardan kurulu Haçlı Sürüleri, Soykırım yapılan, cinayetlere, işkencelere kurban edilen TÜRK MİLLETİ olmasına rağmen hala TÜRK MİLLETİ'nive TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ'ni Ermeni Soykırımı safsatası sanık sandalyesine oturtmaya cüret etmektedir. Bunu kabul etmeyen, karşı gelen Milliyetçi Vatansever TÜRK'leri de hapislere atmakta, düzmece iddialarla Toplumun gözünden düşürmek için var gücüyle çalışmaya devam etmektedir.



MİLLİ ŞEHİDİMİZ KEMAL BEĞ'i idam eden Mahkeme Heyetide bunlardan kesinlikle ayrı ve farklı değildir. Ki Kemal Beğ'i idama mahkum eden Mahkeme Heyetinin başındaki Kürt Nemrut Mustafa adlı işbirlikçi it, BAŞBUĞ ATATÜRK ve silah arkadaşlarınıda idama mahkum eden kararın imzalayacılarından ve Vahdeddin adlı İngiliz uşağı soysuzun en yakın adamlarındandır.



TÜRK DÜŞMANLARINA en güzel cevabı veren ve bu uğurda canını seve seve TÜRK MİLLETİ için feda eden, MİLLİ ŞEHİDİMİZ BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI KEMAL BEĞ'in son sözünü de bugünkü ermeni soykırımı safsatasını savunan alçaklara, dalkavuklara, satılmışlara, vatan hainlerine ve etnik özürlülere tekrar haykırarak yazımızı noktalıyoruz:



"FERTLER ÖLÜR MİLLET YAŞAR. TÜRK MİLLETİ EBEDİYEN YAŞAYACAKTIR!"



TANRI TÜRK'Ü KORUSUN



Henüz yorum eklenmemiş..

Üzgünüm, sadece üyeler yorum gönderebilir, üye iseniz giriş yapınız.