HunTürk Türkçü Turancı Otağ
Üyelik Girişi
Misafir:201 kişi
Kahramanlık; saldırıp bir daha geri dönmemektir. Hüseyin Nihal Atsız
(1977 Kışına Eğretileme) Uzun zamandır yazmayı planlıyorum. Ama kendimi kandırmadan, kendime dönük olmadan... yerime ve yurduma döndüğüm bir yüz olmalı. Amaç varsa kalem de var. Ellerim titriyor. Yok bugün olmamalı, bugün başlamamalıyım. Aralık ayına tamamlamalıyım, dosyayı. Dünyanın ve Türklüğün gidişatına ilişkin salt bilgi ve anlam yükü değil, çözüm öneren bir yönü de olmalı. Eleştiri çok kolay, ağacı dahi eleştirebilirsin ama ağaç ağaçlığını bilir. Köksüzlere; yürekten, bellekten ve vatandan korkanlara, aklı ve bilimi ayaklar altına alanlara: zorbalıklarını öğretecek yolu çizmeli... elim kolum bağlı sanki. Şu çay ocağını da severim. bir çay iyi gelir. Burada küçük çocuğuyla bir kadın duruyordu. İki defter, bir kalemle silgi vermiştim. Emekçinin sevincine ortaklığı bugün de yaşamak isterdim. "Delikanlı, çocukla kadın bana devretti burayı" ah ne de üzüldüm. Yeni Ulus Gazetesi'nin kaçırdığım bir sayısını burada görmüştüm. O sayıyı istemek için çok geç.
Çay ocağını devralan sıska, küçük elli, davranışlarında şaşkınlığını gizleyemeyen adam konuşmasını sürdürdü: "Çayı yeni demledim sana bir Türk kahvesi yapmamı ister misin?" kahve kavanozu da devralınmış besbelli. Bir fincan için dört kaşık fazla değil mi? Acemiliği, şaşkınlığı birbirine karıştı adamın. Ah Kenan! kömür torbasını taşıyamayacak kadar güçsüz görünen, pantolonuna iz bırakan kara lekelerle bunu gizleyemeyen canım kardeşim benim. Sen olsaydın, acı bir gülümsemeyle yaklaşır, açlıkla pençeleştiğin günlerdi, iyice hareketi özleyen yenik parmaklarınla bir bardak çayı bana taşırdın... Hacıbayram'ın en soğuk en çıplak odasına dönmek üzere, uzaklaştım. Bugünü ertelememeliyim: "Dilde, Fikirde, İşte Birlik"in ilk sayısının hazırlanmasını tamamlamak gerekiyor. Dış Türkler yazıları geldi, dizilmek üzere bekliyor. Sulzberger'in yazısı da hazır. "Türk Dünyası'ndan Haberler" olarak düşündüğümüz bölümde eklemeler yapmayı planladım. Bunun üzerine çalışmalıyım. Bu hafta içinde biterse baskıya girebiliriz. Oda iyice soğumuş. Yakacak da kalmamış. Bu soğukta şu kuşun ne işi var. Yuvasını arayan, sığınacak bir kovuk, dal, çatı... muhtaç olduğu şey biraz sıcak, biraz yemek. Ve kirli soğuğun sonuyla özgür olmak. Tıpkı biz, dünya... kalemimi tutamadım:
"Bugün, içinde yaşadığımız dünyada en muhtaç olduğumuz şeye, "BİRLİK"e davet ediyoruz sizleri... Türk gibi hissetmeye, Türk gibi düşünmeye ve Türk gibi çalışmaya... birbirimizin hakkını aramaya, birbirimiz için ölmeye... Müslüman gibi inanmaya... Tek bir kalp gibi atmaya...
Zor değil bu. Aynı dilin, aynı dinin, aynı tarihin, aynı kültürün bağlarını taşıyoruz. Sen, Anadolu'da yaşıyorsun. Sen Türkistan'da, Balkanlarda, Amerika'da, Avustralya'da, Afrika'da yaşıyorsun...
kimimiz "hür", kimimiz "esir"...
kimimiz "tok", kimimiz "aç"...
Hayal değil bu. Sen marksizme inanmış kardeşim! Dünya proleterlerinin bir bayrak altında toplanacağına gönül veren, kan döken...
Sen, hümanizme inanmış kardeşim! Dünya insanlarının ebedi sevgiyle birbirleriyle kucaklaşacakları, aynı dili konuşacakları günü bekleyen...
Komünizm için, Faşizm için değil; senin adını, senin kanını taşıyanlar için, anan, baban, atan için davet ediyoruz sizleri "BİRLİK"e...
My Lai'de kanına girilmiş bir köy halkı;
Kırım'da vatanlarından Sibirya'ya sürülmüş yüz binlerce soydaşın...
Kamboçya'da halkın "zafer"i;
Öz vatanında esir yaşayan milyonlarca Türkistanlı soydaşın...
Angola'da kardeş savaşı;
Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya, Yunanistan, Irak, İran ve Afganistan'da emekleri sömürülen, insanca yaşama hakkından mahrum bırakılan milyonlarca soydaşın...
Biefra'da açlıktan ölenler;
Tek suçu, vatanında yaşamak arzusu olan Kırımlı Mustafa Cemiloğlu'nun ölüm orucu...
Biliyoruz ve hissediyoruz ki, insanlığın yarası bizim de yaramız. Ama Türk'ün yarası niçin insanlığın yarası değil? Niçin Türk'ün Türk'ten başka dostu yok?!...
Biz ağlıyoruz... Ama bize ağlamıyorlar...
Tercih sizin...
Hür yaşayan "Dış Türkler"! Uzakta değil, içimizdesin. Ve elimizi uzatıyoruz.
BİRLİK'i hizmetinize sunuyoruz..."[i]
[i] Necip Hablemitoğlu, "Birlik'e Davet", Dilde, Fikirde, İşte BİRLİK, Sayı: 1, Şubat - 1997, Ankara.
Yazar:Kaan Turhan
http://milliguc.net/index.php?option=com_content&task=view&id=381
Henüz yorum eklenmemiş..
Üzgünüm, sadece üyeler yorum gönderebilir, üye iseniz giriş yapınız.
Menü
Türk Otağı |
English |
Makaleler |
Etkinlikler |
İçerik Kategorileri |
Haber Arşivi |
Kitap Tanıtım |
Şiirler |
Bağlantılar |
Dosyalar |
Videolar |
Anket: Ülkemizin içinde bulunduğu durum..? |
Gazete Manşetleri |
Site Ağacı |
Siteniz için |
Rss Haberler |
Son Başlıklar
Bu ülkenin sessiz kahramanlarının anısına...
3 Mayıs 1944'ü 64.yılında Anıyoruz
Garantiler Mi İdam Sehpasında Yoksa Onu Yatıranlar Mı?
Genç Türkçü Kerem Aydınlar'ı Kaybettik.
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI KUTLU OLSUN
Türk Dünyası Çözümlemesinde Emperyalist Projelerin Deşifresi
Birinci Hançeri Sessizce Yedik, Peki Ya İkincisini?
Adaletsiz Padişah/ların(!) Lokmacıları Şerbet için Kuyruk Sallarsa(!)...(I)
TÜRK ULUSAL BÜNYESİNDEKİ SOYLU KANIN İFADESİ: TÜRK GENÇLİĞİ
Şubat 1977: BİRLİK'E DAVET
Videolarımızdan
kürt gerçeği
Dosyalarımızdan
30Kupon


