HunTürk Türkçü Turancı Otağ
 
Üyelik Girişi
Misafir:128 kişi


Kütüphane:

Milliyetçilik, öyle kuvvetli sosyal bir kanun, öyle müthiş bir hakikattir ki, hiçbir kuvvet onu kaldıramaz, yok edemez. Hüseyin Nihâl Atsız 

Haber »» SON SÜREÇ VE OLAYLAR ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
Son bir aylık süreçte; Türk Hukuk adına bir rezalet olarak adlandırılabilecek bir kabus dönemi yaşadık ve hala da yaşamaktayız. Hayatları boyu sicillerinde en ufak bir leke olmayan, tüm görev süreleri boyunca Türkiye’nin iki büyük düşmanı olan; bölücü terör ve irticaya karşı savaşan; ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL BAŞKANI Emekli Orgeneral Şener Eruygur ve EGE ORDUSU ESKİ KOMUTANO Emekli Orgeneral Hurşit Tolon Paşa’larımızın hiçbir dayanağı olmayan suçlamalarla tutuklandılar. Sadece Paşalarımız değil, pek çok gazeteci(Vedat Yenerer, Mustafa Balbay, İlhan Selçuk), yazar(Ergun Poyraz), akademisyen(Emin Gürses, Kemal Alemdaroğlu) ve diğer pek çok kişi gözaltına alındılar. Bir kısmı tutuklanarak cezaevine gönderildi, bir kısmı ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

İktidara geldiğinden beri Milliyetçi-Ulusalcı-Laik-Atatürkçü vatandaşlara, teröristlik, örgüt kurmak gibi delili olmayan isnadlarda bulunan , suçlayan Akp Hükümeti’nin nedense Türk Milleti’nin düşmanı olan terör örgütleri ile bunların sempatizanlarıyla mücadele etmek konusundaki isteksizliği hiçte şaşırtıcı değildir.

El Kaide terör örgütünü açıkça finanse ettiği belli olan şahısları, Televizyon Kanallarında cansiperane savunan bir iktidarın, geçtiğimiz ay içerisinde El Kaide’nin İstanbul’daki Amerikan Konsolosluğu’na düzenlediği saldırıda 3 Türk Polisi’nin şehit edilmesine yol açması kadar bir doğal sonuç yoktur.

Meydanlarda hakkını, ekmeğini arayan işçilere aslan kesilenler, Türk Milleti’nin canına, malına ve huzuruna kasteden iğrenç cinayet şebekelerinin faillerini arayıp bulacaklarına; kendi çürümüş beyinlerindeki TÜRKLÜK, ATATÜRK ve LAİK CUMHURİYET düşmanlığından kaynaklanan TRAVMA’lar yaşamaktadırlar. Bu TRAVMA’lar yüzünden kendileri gibi düşünmeyen herkesi suçlamaya, aynı bahanelere sarılmaya devam etmektedirler.

Birtakım basın organlarınında, malum dava esnasında hem yargıç hem de savcılık vazifesini görerek, hukukun tarafsızlığı ile adalet ilkelerini nasıl çiğnediklerine, TÜRK SİLAHLI KUVVET’lerine ve Dava İddianamesine ait gizli belgelerin çarşaf çarşaf gazetelerin manşetlerinde yayınlanması gibi skandallara da şahit olduk. İşin ilginci bu basın organlarının hepsinin hükümet yanlısı olmaları ve demokrasi, insan hakları kelimelerini bir an olsun düşürmeyen liboşlardan mürekkep olmalarıdır. Tabii bu demokrasi ve insan sevgisiyle donanan kelebekler nedense terörist saldırılarda hayatını kaybeden Aziz Şehitlerimizi insandan saymıyorlar. Hapishaneden hayatını kaybeden Kuddusi Okkır’ında onlar ve hamileri olan Avrupa Birliği’nin İnsan Hakları Komisyonu’nu dikkatini çektiğini hiç sanmıyoruz.

Bütün bu sorunları çözmesi gerekenlerin, temcit pilavı gibi aynı bahaneler ileri sürmesi artık kabak tadı verdi. Kendi başarısızlık ve acizliklerini faturasını Yüce Türk Milleti’ne yükleyerek, kendilerini ve yandaşlarını kurtaracağını sananların ne kadar yanıldıklarını her zaman olduğu gibi Tarih gösterecektir.

Yaşadığımız Coğrafya da son sözü her zaman YÜCE TÜRK MİLLETİ söylemiştir. Yakın bir gelecekte de bu böyle olacaktır. Umutsuzluk, Türk’e şu dönemde en yabancı sözcük olmalıdır. Aziz Vatanımızı korumak için canlarını feda TÜRK SOYU’nun Yiğit Evlatlarına; yaraşır olmak istiyorsak, önce bu umutsuzluk, bezginlik ve eyyamcılıktan kendimizi kurtarmalıyız.

Henüz yorum eklenmemiş..

Üzgünüm, sadece üyeler yorum gönderebilir, üye iseniz giriş yapınız.