HunTürk Türkçü Turancı Otağ
Üyelik Girişi
Misafir:166 kişi
Haritalarda ırkımızın yaşadığı yerlere baktık, milletimize fenalık edenleri tarihte okuduk ve milli kini ateşten damgalar gibi kalbimize yazdık. Hüseyin Nihâl Atsız
HÜSEYİN NİHÂL ATSIZ
- NİHÂL ATSIZ'IN SAVUNMASI
- Atsız Ata'nın Dergileri
- Hüseyin Nihal Atsız'ın Hayatı
- Atsız'ın Kronolojisi
- Atsız Ata'nın Sesi
- Nihâl Atsız'ın Vasiyeti
- 3 Mayıs 1944
- Resimleri
?Sağ? ve ?sol? deyimlerinin iktisadî mânâsından başka bir de ideolojik anlamı
olduğu malûmdur. Günümüzde iktisadî doktrinler 15. Asırdaki tarikatlar gibi
birbirine karıştığı halde fikriyat bakımından sağ ve sol hâlâ kesin çizgilerle
birbirinden ayrılmış durumdadır.
Çünkü iktisadî şekiller ve şartlar zamanla değişmekte, fakat ?ülkü? sabit
kalmaktadır. Sosyal demokrat, Hıristiyan sosyalist, cumhuriyetçi sosyalist,
nasyonal sosyalist deyimleri bu tedâhüllerin örneğidir.
Fikriyat (ideoloji) bakımından sağ ile solu birbirinden ayıran en kesin fark,
sağın milliyetçi olmasına karşılık solun beynelmilelci karakterde bulunmasıdır.
Milliyetçilik, tarihin binlerce yılda doğurduğu sosyal bir neticedir. Binlerce
yıllık hayatın kaynaştırdığı, her bakımdan birleştirdiği insan topluluklarının
bu netice içinde yaşaması, onun nimetlerini gördüğü için milliyeti muhafaza
uğrunda her fedakârlığa hazır bulunması da gayet normaldir. Milliyet duygusu bu
kadar kuvvetli olmasaydı tarihin korkunç bozgunlarını gören milletlerin hemen
dağılması gerekirdi. Böyle olmadığını, bozgunlardan sonra o toplumların daha
kuvvetli olmak için nasıl çalıştığını 20. Yüzyıl tarihi göstermiştir. Bu konuda
Polonya ve Almanya?yı örnek vermek kâfidir.
Sol ise, iktisadî görüş olarak bazı noktalarda haklı bile bulunsa, tabiattaki
galât-ı hilkatler gibi toplum hayatının bir yanlış yaratılmasından, marazî
düşüncesinden başka bir şey değildir.
Son zamanlarda görüldüğü gibi sola milliyetçilik demek milliyetçilik ile
halkçılığı karıştırmaktan doğar. Halkçılık, bugün yaşamakta olan yoksul
tabakanın bolluğa kavuşmasını düşünmektir. Milliyetçilik, dünü de içine alarak
hem bugünü, hem yarını kapsayan bir büyüklük duygusudur.
Solun ?milliyetçilik? dediği ?halkçılık? siyasî sınırların dışındaki soydaşlara
karşı kör ve sağırdır. Milliyetçilik ise, hangi devletin idaresinde olursa olsun
bütün soydaşları düşünen, onları kurtarmak için her fedakârlığı göze alan,
hayatın ve insanlığın mânâsını bu fedakârlıkta bulan ülküdür.
Solculuk için hayat ?ekonomik yaşantı?dan başka bir şey değildir. Mazinin
mirası, geleceğin büyüklüğü onun umurunda değildir. O, çok kazanmak, rahat edip
eğlenmekten başka bir şey düşünmez. Bunları ileri sürerken her toplumda bulunan
vurguncuları öne sürerek bunları sağa mal etmeye çalışır.
Milliyetçi olduğunu ileri süren ?sol?, vaktiyle Fransa ve İspanya?da görüldüğü
gibi komünistlerle iş birliği yaparak ?millî cephe? adı altında kendi
toplumlarını kardeş kavgasına, kargaşalığa ve felâkete sürüklemekten çekinmeyen
bir düşünce olduğuna göre, bunlara milliyetçi demek temelsiz ve gülünç bir
iddiadan başka bir şey değildir...
EK:(Ötüken, Şubat 1974, Sayı:2)
Sayfa İşlemleri:
Menü
Türk Otağı |
English |
Makaleler |
Etkinlikler |
İçerik Kategorileri |
Haber Arşivi |
Kitap Tanıtım |
Şiirler |
Bağlantılar |
Dosyalar |
Videolar |
Anket: Ülkemizin içinde bulunduğu durum..? |
Gazete Manşetleri |
Site Ağacı |
Siteniz için |
Rss Haberler |
Videolarımızdan
Araz Elses-Kardeşim Dağlar
Dosyalarımızdan
Mehter Marşı


