HunTürk Türkçü Turancı Otağ
Üyelik Girişi
Misafir:166 kişi
Ölmek yenilmek değil, Yüceltmektir Şanını! Hüseyin Nihal Atsız
HÜSEYİN NİHÂL ATSIZ
- NİHÂL ATSIZ'IN SAVUNMASI
- Atsız Ata'nın Dergileri
- Hüseyin Nihal Atsız'ın Hayatı
- Atsız'ın Kronolojisi
- Atsız Ata'nın Sesi
- Nihâl Atsız'ın Vasiyeti
- 3 Mayıs 1944
- Resimleri
Ulus gazetesinin 18 Haziran 1966 tarihli sayısında "Irkçı ve Turancı Dergiler
Okullara niçin Gönderiliyor? Bakana Tekrar Sokuyor ve Cevap İstiyoruz" başlığı
altında gayet cahilâne bir yazı yayınlandı. Bu imzasız yazıya göre Irkçı-Turancı
diğer dergilerle birlikte biz de fikir özgürlüğüne düşman, Adalet Partisinin
temsil ettiği düşünce biçimine sıkı sıkıya sarılmış, körpe kafalar için
gerçekten zararlı bir dergi imişiz. Okullara tomarla gönderiyormuşuz. Biz de
okullara sokulan öteki gerici, ırkçı Turancı dergiler gibi komünizmle mücadele
paravanası ardında AP iktidarına karşı olan fikirlere düşmanlık gösteren, fikir
özgürlüğünü hazmedemeyen bir yayın tarzı içinde imişiz. Tıpkı İkinci Cihan
savaşı sırasında Türkiye'yi Nazi Almanya'sı yanında savaş felâketine sürüklemeye
çalışan aşırı Irkçı ve Turancılar gibi bugün de bu dergide Kür Şad'ın özlemi
dile getiriliyormuş. Kürşad eski Türklerde baştaki beğ, komutan demekmiş. Harb
Okulundan tardedilen üç öğrencinin de bu dergiyi okuduğu düşünülürse türkiye'nin
hangi felâketli uçurumlara sürüklenmek istendiği ortaya çıkarmış.
Ötüken siyasî bir dergi olmadığı ve parti siyasetçiliği mizacımıza uygun
düşmediği için siyasetle uğraşmıyoruz. Bu sebeple Adalet Partisinin temsil
ettiği düşünce biçimine ne sıkı sıkıya, ne de gevşek olarak bağlı değiliz.
Seçimlerde oyumuzu Türkeş Partisine verdiğimiz de kimsenin meçhulü değildir.
Fakat AP'nin komünist düşmanlığını şiddetle destekliyoruz. Sonuna kadar da
destekliyeceğiz.
Cahil yazarın dediği gibi fikir özgürlüğüne düşman değiliz. Sadece Türklük
düşmanlığına düşmanız. Bu sebeple komünizmin, yahut sosyalist maskeli vatan
ihanetinin susturulmasını istiyoruz. Çünkü milletimizi yok etmek isteyen fikri
fikir saymıyoruz. Ya fikir özgürlüğüne o kadar faydalı olan cahil yazar bizim
Turancılığımızı neden fikir diye kabul etmiyor? Bir milletin mazide olduğu gibi
tekrar birleşmesi düşüncesinden daha muhteşem hangi fikir vardır? Birleşmiş
Milletler ideali denen maskaralık mı? Yoksa kuruşef'in "Barış İçinde Birlikte
Yaşamak" düzenbazlığı mı?
İkinci Cihan Savaşı'nda Türkiye'yi Hitler'in yanında savaşa sokmak masalından
çok bahsolunmuş, fakat ortaya hiçbir delil konamamıştır. Bu Turancılar kimlerdi?
Adları söylenmemiştir. İkinci Cihan Savaşı sırasında, 1944-1945'te
Irkçılık-Turancılık davası görüldü. Sanıkları arasında benim de bulunduğum bu
tarihî davâda Alparslan Türkeş, Nejdet Sançar, İsmet Tümtürk, Said Bilgiç,
Sofuoğlu Zeki, Hikmet Tanyu, Muzaffer Eriş, Nurullah Barıman, Prof. Zeki Velidi
Togan, Dr. Fethi Tevetoğlu, Dr. Hasan Ferit Cansever gibi tanınmış kimseler de
vardı. Fakat sonunda herkes beraat etmişti. Zaten işgal ettikleri mevkiler
dolayısıyla (profesör, doktor, lise öğretmeni, subay, memur, öğrenci) bunların
Türkiye'yi bir savaşa sürüklemesine de imkân yoktu.
Fakat Millet Meclisinde, Türkiye'yi Almanya safında savaşa sokmak isteyen birkaç
mebur vardı. Bunlardan bir tanesi Cumhuriyet gazetesinin sahip ve başyazarı
Yunus Nadi idi ki kışkırtıcı yazılarından dolayı o zamanki cumhurbaşkanı İsmet
İnönü'den, istasyonda, herkesin gözü önünde iyi bir zılgıt yemişti.
"Ötüken'de Kür Şad'ın özlemi dile getiriliyor" diyerek cahil yazarın neyi
kastettiği pek anlaşılmıyor. Kür Şad bir kahramanlık sembolüdür. Milleti
kurtarmak için kendisini fedâ etmiş bir yiğittir. Böyle yiğitlere sevgi duymak
suçsa cahil yazar suçumuzu bağışlasın ve kimin özlemi çekilecekse lütfen
bildirsin. Burada şunu da düzeltelim: Kür Şad onun sandığı gibi "Baştaki beğ,
komutan" demek değildir. Kür Şad, bir rütbe ve ünvandır.
Cahil yazar, Harb Okulundan çıkarılan üç öğrencinin Ötüken okuduğunu ileri
sürerek "...üç öğrencinin de bu dergiyi okuduğu düşünülürse, Türkiye'nin hangi
felâketli uçurumlara sürüklenmek istendiği açıkça ortaya çıkacaktır" buyuruyor.
Gördünüz mü işleyen kafayı?
Harbiyeliler Ötüken okuduğu için Türkiye felâketli uçuruma sürüklenecek....
Zavallı!.. Sen zaten bu idrak ve iz'anınla felâketsiz uçurumun dibine düşmüşsün.
Bu seviyenle Türkiye'nin geleceğini nasıl tahmin edersin? Gazete ve dergi
okumakla Türkiye batsaydı senin Ulus'unu okuduğu için şimdiye kadar on defa
batardı. Ötüken Türkçü ve orducu dergidir. Keşke yalnız üç öğrenci değil, bütün
Harbiyeliler, bütün subay ve generaller onu okusaydı. Orada millî- askerî
ruhtan, kahramanlık telkininden, şeref ve fazilet havasından başka ne var?
Ötüken'den ürkmek için, ışıktan korkan yarasalar gibi milliyetçilikten, ahlâktan
ve faziletten korkmak lâzım.
Üç öğrencinin Harbiye'den çıkarılmasını Ötüken okumalarına bağlamak da ayrı bir
şantajdır. Sırf Ötüken okudu diye Harb Okulundan talebe çıkarılmaz. Bunun
elbette birtakım başka sebepleri vardır. Bunları bilmeden işi Ötüken'e
yükleyivermek, yer sarsıntısını ibadetsizliğe veren yobaz kafasıyla aynı
seviyede olmaktır.
Beş altı yıldan beri ötekine berikine gerici demek moda oldu. İttihatçılar,
kendilerinden olmayan herkese "hain-i vatan" derlerdi. Onlardan günümüze kadar
bulaşan Balkan komitacılığı ahlâkı ile, aykırı düşüncede olanları lekelemek
rezalet hâlâ devam ediyor. Fakat şurası dikkate değer ki başkalarını faşist ve
gerici diye küçük düşürmeye çalışmak düpedüz bir kızıl usulüdür. Ne idüğü
belirsiz bu cahil yazar da modaya uyarak gerici nârasını savurmakla kime âlet
olduğunun farkına bile varmıyor.
İkide bir yüzümüze çarpılan büyük günahlarımızdan biri de Turancılıktır.
Turancıyız, ne olacak? Tarihî vatanımız olan bütün tutsak ülkeleri elbette
kurtaracağız. Görevimiz bu değil mi? Böyle büyük bir ülküye bağlanmayıp da
hayvanî bir rehavetle zevk içinde mi yaşayacağız? Cahil yazar stiyorsa öyle
yapsın. Biz iki Türkistan'ı da, Azerbaycanları da, Kafkasya'yı da, İdil-Ural
boylarını da, Kırım'ı da kurtarmak için şuurumuz işledikçe, ayakta durabilecek
gücümüz kaldıkça çalışacağız. O kadar da değil... Batı Trakya'yı Kıbrıs'ı ve
Adaları da alacağız... Kerkük ve Bayır-Bucak da bizim olacak.
Yaşarken bunları göremiyeceğimizi biliyor, bunun için yüksünmüyoruz. Ektiğimiz
tohumlar yeşerecek ve bizden sonrakiler önüne geçilmez bir sel hâlinde kutlu
topraklara ay-yıldızlı bayrağı dikecektir.
Bunu istememek, bunu çelmelemek için Türk'ten başka bir şey olmak lâzım
.
EK:(Ötüken 25 Haziran 1966)
Sayfa İşlemleri:
Menü
Türk Otağı |
English |
Makaleler |
Etkinlikler |
İçerik Kategorileri |
Haber Arşivi |
Kitap Tanıtım |
Şiirler |
Bağlantılar |
Dosyalar |
Videolar |
Anket: Ülkemizin içinde bulunduğu durum..? |
Gazete Manşetleri |
Site Ağacı |
Siteniz için |
Rss Haberler |
Videolarımızdan
pkk itlerine bomba
Dosyalarımızdan
Nefret-Vatan(rap parça)


