Gönderen Konu: 12 EYLÜL 1980  (Okunma sayısı 8833 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı acun_34

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 61
12 EYLÜL 1980
« : 23 Ekim 2006 »
12 Eylül 1980

Yakın bir tarihte  Kanal D de bir program.
Katılımcılar Kenan Evren Paşa ve üniversite öğrencileri.

Gençlerin en çok merak ettikleri konuların başında demokrasinin askıya alınması.
Evren Paşa da kendisine tanınan sure içinde cevaplamaya çalışıyor ama gençler de
aldıkları cevaplardan tatmin olamıyorlardı.
Evren Paşa da gençlere : yaşları 40 ve üzeri aile yakınlarınız varsa onlara da sorun size
yaşadıkları o günleri anlatsınlar diye cevap vermişti.
Aranızda o günleri yaşayanlardan biri de benim. O tarihte 30 yaşında idim.

12 eylül e 1 günde karar verilmedi.
O güne gelinceye kadar Ülkemizde neler oldu da Ordumuz müdahale etmeye gerek duydu.

Mareşalimiz Fevzi Çakmak Paşamıza çevirdiği entrikalarından da kişiliğini çok iyi bildiğimiz
krt inönü 1960 darbesinden sonra da  başrollerde olduğu için seçimlere gidildiğinde kendini
milli şef zanneden zat iher yapılan seçimlerde Türk Milletinin kendisini hemen iktidar
yapacağını sanıyordu.
Her yapılan seçimde % 30 lar civarında sağlam oy potansiyeli olduğunu görebildiği için
yapması gereken tek şey karşı tarafı bölmekti !
Anlamının nereden geldiğini bile bilemediği sol kelimesini getirip siyasetin gündemine
ortanın solu olarak yerleştirdi.
Sol kelimesinin nereden geldiği açıklamalarında 1789 fransa ihtilalinden sonra kurulan fransız
parlamentosunda fransız partilerin oturuş biçimlerinden geldiği olarak algılansa da
işin aslı şudur:
İngiliz parlamentosunda Fransız ihtilalinden önce de uygulanmakta olan bir sunum konuşması
vardır.
Dönemin maliye bakanı kürsüye gelir bütçe sunumu yapacaktır.
Yeri gelmişken bütçe kelimesinin Türkçemize nereden geldiğini de anlatayım.
İngilizce yi çok iyi bilenler hatırlayacaklardır; budget kelimesinin eski ingilizcedeki karşılıklarından
biri de deri çanta demektir.Bu kelime  ingilizlerin eski sözlüklerinde de
bulunmaktadır.
İngiliz Maliye bakanı da taşımakta olduğu deri çantası içinden yeni bir dönemin ekonomik
planlamasını sunuş konuşması için hazırladığı metinleri çıkarır.
İlgili bakanın yanında geleneksel olarak taşıdığı bu çanta içinde devamlı olarak ekonomik
veriler olduğu için Türkçemize ve diğer dillere de Bütçe olarak gelmiştir.
Genel bütçe görüşmelerinde kürsüden bakıldığında konuşmacıya göre sağ tarafta Lordlar
kamarası , sol tarafta oturanlar ise avam kamarası bulunur.
Maliye Bakanı bütçe konuşmasının belirli bölümlerinde gelir dağılımı anlatımı konusu
esnasında avam kamarasına doğru yapacağı takdimde sol elini kullanarak hitap edermiş.
İşte bu sol el ! bizim siyasetimize giren sol kelimesinin başlangıç noktasıdır.

krt.inönü bunu bilmemekle birlikte asli işi entrika olduğu için partisinin oylarını arttıramayacağı
nı ve önündeki dönemlerde iktidara asla gelemeyeceğini sezdiğinden dolayı geriye tek çaresi
kalmıştı o da kendine oy vermeyen Türk Milletini bölmek !
Orta yani merkez de kalıp Türk Milletini kucaklayacağına merkez i bile terkederek Ortanın Solu
tabirini siyasete yerleştirip hangi taraftan olduğunu açıklamış ve de aklı sıra Ey Türk Milleti
Milli Şef iniz !! size doğru bir yön gösteriyor beni takip ediniz beni destekleyiniz diyordu.
Unuttuğu bir kitle vardı : Atatürk ün Milletin efendisidir dediği Köylüler!
Cahillikle suçlanan tertemiz Köylülerimiz.
1940 lı yıllardan itibaren ezdiği , ıstırap çektirdiği Köylüler de zaman içinde okur olmuşlardı.
Zaman içinde  tahsil oranları yükseldikçe bile krt inönü safına geçmeyen köylüler !
Yıldızı parlayan bir gazeteci dikkat çekmeye başlamıştı.
Kalemi güçlü idi.Üniversite bitirmemişti ama robert kolej ingilizcesi iyi sayılırdı.
Bir gün parti kademelerinde yükselerek Çalışma bakanlığı yapabilmiş biri.
Ecevit.( tesadüfe bakın o da ailesi  Kastamonu Daday a sürgün k.rtlerden)

Bu zat- ı muhterem yapmış olduğu konuşmalarda çok düzgün ifadeler kullanarak özellikle
genç nesilin dikkatini çekmeye başlamıştı.   
Halkların özgürlüğü sloganını Türk Milletine hediye eden bu zattır.
Ortanın solunun sınırını halk tayin edecektir diyen de bu zattır.
Yani merkezden itibaren başlayan sol ! a kayma nereye kadar gidebilir?
Önce Demokrasinin başına sosyal kelimesini getirilir
Sosyal demokrasi devamla sosyalizm ve komünizm
Seç al beğen al..
Bir gün Berlin Duvarının çökeceği aklına elbette gelemezdi.
Nihayet bir gün krt inönü gözleri o kadar bozulmuştur ki şişe dibine benzeyen
merceklerle de yazılanları okuyamaz olmuştur.
Mecliste yapacağı konuşmalar kendisine iri ve büyük harflerle yazılmasına
rağmen bocalamaya başlamış olduğunu tüm partililer bilmekte ama
içindeki iktidar hırsı ,koltuk hırsı nedeni ile bir türlü emekli olmayı da aklına
getiremediği için bir chp kurultayında bizzat kendi delegeleri tarafından alaşağı
edilerek ecevit in liderliği ile yeni bir chp dönemi başlamıştı.

Ya ortanın solu karşısında yer alan kesimde neler oluyordu?
krt inönü hedefine ulaşmıştı.
Çok seslilik demokrasinin gereksinmesi idi.
merkez ve sağ! kesim ( İngiltere de Lordlar kamarası bizde köylüler )paramparça olmuştu.
Din siyasete karıştırılmış erbakan ortaya fırlamıştı.
aklı sıra Türkeş te sol karşıtlığını sert üslup ile yapmaya çalışırken demirel ise merkeze yaklaşmaya çalışan bir tablo çiziyordu.
İşte bölünme : sol da tek parti ,sağ da 3 parti.
% 30 lar civarındaki oy potanisyeline karşılık geri kalan % 70 üç e bölünmüş olunca
otomatikman chp nin ecevit inde katkısı ile iktidara gelmesi kaçınılmazdı .Ve de öyle oldu.
Ama tek başına iktidar olamadı. 226 yı tamamlayamamış 211 de kalmıştı.
Demirel adeta düşmanı ,Türkeş elinden gelse ecevit i öldürecek, geriye bir tek mülayim
Erbakan kalmıştı.
( bugün akp iktidarda ! memnun olanınız var mı? işte bu oluşumun iktidara gelmesi ile
 din - yobazların elinde siyasete alet olmuş durumdadır.Bu hale geliş sebebi de işte o günlerdir)
İktidar ortağı iki parti ecevit başbakan ,erbakan başbakan yardımcısı.
Kadere bakın Kıbrıs ta rumlar rahat durmamakta idi.
Çok uzun bir konu olduğu için kısaca değinip geçeceğim.
Çıkartma yapıldı.
1 nci harekat -bir kaç gün BM baskısı ile ara-2 nci harekat .
Kişilerin ünvanları bile değişiverdi.
karaoğlan ecevit
mücahit erbakan ( şair ruhlu ecevit barıştan yanaydı savaşa ben karar verdim der durur)
ecevit savaş sonrası MGK toplantılarında Genel Kurmay Başkanına Yugoslavya
modelini önermektedir.Ülkemiz aynen yugoslavya şeklinde eyaletler biçiminde idare edilmeli imiş.
Sistem olarakta halk! ( Millet dediği çok nadirdir) oylamaları ile belirlensin ve de ılımlı bir
sosyalizme geçilsin.
O günlerde sofya kaynaklı Bizim Radyo sosyalizmin propogandası için Türkçe yayın yapmaktadır.
Soru-cevap programı da yaparlar insanları bilgilendirmeye ! çalışırlardı.
Tabii kendilerince hazırlanmış olan tuzak sorulardan biri :
Sosyalizm ile idare edilen ülkelerde neden grev olmaz? İşçiler hayatlarından bu kadar memnunlar mıdır?
Cevap hazır : Yoldaşım ! İşçi kardeşlerimiz kendilerinin sahip olduğu iktidara karşı neden grev
yapsınlar ?
Memnunlardır elbette .
Macaristan ın ,Çekoslovakya nın özgürlük için başkaldırmasının Sovyet tankları ile ezilip
insanların katledilmesi başta ecevit ve yandaşları elbette uğur mumcu gibi marksistlerin
işine elbette gelmez.Hiçbir konuşma ve yazılarında bu konulardan bahsedildiğini duymadık.

Türkiye nin 12 eylül darbesine götürülmesinin başlangıcı bu tarihlere rastlar.
Ecevit bir İsveç seyahatine çıkacaktır.
( apo nun karısı kesire şıllığını ve de k.rtleri koruduğunu bildiğimiz isveç e )
Başbakan yurtdışına giderken kendisini kim temsil edecektir?
Başbakan yardımcısının Erbakan ın temil etmesi gerekirken parti genel sekreteri
Orhan Birgit e Başbakanı temsil etme yetkisi verilir.
Konuya Ortaklık yönünden bakıldığında kim olsa isyan ederek kabul edilmeyecek
bir durumdu.Ve de öyle oldu.
Kıbrıs zaferini dünyaya yeterince anlatamadan bu zaferi siyasi kazanca tahvil etmek için seçime
gidildi.
Afyon ekimi konusunda ecevit efendi BM e  bile rest çekti ,istediğimiz kadar ekeriz size ne ?
Ambargonun uygulanmasının asıl sebebi de budur .Ambargo uygulayabilmek için abd ye de koz vermiş oldu.
abd  6.filosunu istanbul da denize dökenlerin o günkü amaçları çok farklı idi.
o grup içinde dursun karataş ve arkadaşları da vardı.THKP-C ! bu örgüte ve o gruba iyi diyene saygı duyamam.
Lobicilik kavram olarak bugün bile karşımızda rumların da abd deki lobiciliği
ve de ecevit in kişisel tercihi olan Moskova ya yaklaşımı ambargo ile bizi başbaşa
bırakmıştı.
Bir Türk Başbakanı Moskova ya ziyarete gidiyor.
Moskova Havaalanında uçaktan inilince görülen manzara şu :
(O dönem Hürriyet gazetesinde de çıkan bir fotoğraf )
Bilinen havaalanı giriş binaları ..bir pankart .Türkçe ! Halklara Özgürlük !!!
Yolcu ise  başında Lenin Şapkası ile başbakan ecevit.
Bu slogan thkp-c nin de sloganı idi ,tüm aşırı solcularında!!

Ambargo altında  seçimlere gidildi.
Türk Milleti yaşadığı günlerde şaşkınlık içerisinde kalmıştı her kafadan bir ses çıkıyordu.
Bu şaşkınlık oylara da yansıyınca koalisyonlar dönemi başladı.
ecevit e karşı milliyetçi cephe adı altında oluşumlarla hükümet edilemeye çalışıldı.
artık isimler önemli olmaktan çıktı .Sokak çatışmaları başladı.
BM destekli uygulanan abd ekonomik ambargosu yüzünden 70 cente muhtac olmak kelimesi türedi.
Yokluklar ,benzin karne ile,fırsatçılara da gün doğdu,temel besin maddeleri bile stoklanarak
piyasaya sürülmedi.fiyatlar yükseldi,vole tabiri kazanç hanelerinde kullanılmaya başlandı.
Gazeteler de bölündü.
Köşe yazarları her gün birbirine sataşarak yazılar yazmaya başladılar.
Kalemler savaşır da sokaklar boş mu kalırdı.
Üniversitelerdeki hocalar bile derslerinde sol -sağ edebiyatı yapmadan duramıyorlardı.
Böylece her talebe beyni yıkanmış olarak sokağa çıkıyordu.
Öğrenci yurtları tarafların kaleleri idi.Gece-gündüz baskınlara karşı nöbet tutuyorlardı.
Okullara askeri birlikler gibi gelebiliyorlardı.
Sopa yetmiyor artık silah gerekiyordu.
Silah tüccarlarına gün doğmuştu.Her ülkenin silahı piyasada bulunuverir olmuştu.
Konuşarak halledilemeyen sorunlar silah marifeti ile halledilmeye başlamıştı.
Her yeni bir gün gazetelerde kaç solcu öldü ? kaç sağcı öldü? yazılarını okumaya başlamıştık.
Dernekler ,Birlikler bile bölünmüştü.
Hürriyet gazetesinde bir manşet ve Cağaloğlu ndan bir fotoğraf: Resmi Kıyafetli Polisler
yine resmi kıyafetli polisleri tutukluyor.
Hürriyet gazetesinin bu Fotoğraf altındaki manşeti ise : HANGİSİ İYİ POLİS ?
Pol-Bir,Pol-Der..sağcı polis solcu polis.
Töb-Der..Solcu öğretmenler ..sağcı öğretmenler..

İşte krt inönü  yaptı yapacağını ortanın solu ...olursa orta da olacaktır ortan nın sağ ı da..
Bir Ülkeye bundan daha büyük bir kötülük yapılabilir mi?
Bunu yapabilmek için kürt olmak gerekirdi.Ve de öyle oldu.

Yıl 1979 a gelinceye kadar bu çalkantı her bir seçim sonucu devamlı olarak
koalisyonlar çıkarmaya mahkum olmuştu.
Partileere dağılan oylar kemikleşmiş gibi idi 100 defa seçim yapılsa aynı sonuç
çıkacağı alenen belli olmuştu.
Demokrasi tıkanması ancak bu şekilde olabilirdi.
Bu durumda son günlerde demirel bile hala demokrasiyi savunurcasına tek çözüm
Vatandaşa gideceksin ,olmadı bir daha gideceksin,oluncaya kadar gideceksin derken
bilerek atladığı o dönemlerde kaç defa millete gidildiğinin sayısı idi.
Olmuyordu .Bu partilerle olamayacaktı.
Cumhurbaşkanı nı bile uzun süre seçemediler.
O makam için bile anlaşamayan partiler.
Seçim olacak yine aynı kişiler karşı karşıya gelecek.Değişen ne olacaktı?
1979 yılında Tuzla da yedek subay adayı Piyade okulndayım.
İzin günlerimizde resmi kıyafetle Kadıköy meydanında okul numaralı kıyafetlerimize rağmen
yaşlı ana-babalar bizleri bile durdurup :
Oğlum ne zaman idareye el koyacaksınız?
Görmüyormusunuz ? her yerde silah sesleri ,kimin kimi vurduğu belli değil,polis bile bölünmüş
görev yapamaz halde,işimize gidip gelirken güven içinde değiliz ,evimiz bile güvende değil,yolda yürürken karşımıza tanımadığımız bir grup çıkıp sağcımısın ? solcumusun diye soruyor?onlara ters görüşte isek canımız tehlikede ,
kaç defa ailelerimize saldırıldı ,ne zaman durduracaksınız bu kötü gidişi ? ne zaman ?

Bu konuları bir de sizler de yaşı 50 li olanlara sorunuz .
Bakalım benden farklı anlatan olacak mı?

Yazım biraz uzunca oldu .
Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Saygılar 
   
Not: Mutlaka her konuyu bu satırlara sığdıramazdım.Sorulara cevap vermeye de hazırım.

Çevrimdışı irfan

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 266
Ynt: 12 EYLÜL 1980
« Yanıtla #1 : 24 Ekim 2006 »
BİLGİLENDİRME İÇİM TEŞEKKÜRLER..AMA TÜRKÇÜLER BİLİRKİ ASLA TÜRK ORDUSUNU KİMSE YANILTAMAZ BİRAZ SAPITANLAR OLSADA...kürt inönü şerefsizi dahi ihtilal yaptıramadı ama,şerefsiz (KURTULUŞ SAVAŞINDA yaptıklarını inkarda edemem)-->>AYYILDIZ CETESİ<<<adnan menderes yalakalık için KUZEY IRAK'taki TÜRKİYE CUMHURİYYETİNİN HAKLARINI devretmesi ihtilal'e vede kellesine en kötüsüde şerefsiz inönüye yaramıştı....

   ATALARIMIZ NE KADAR GÜZEL DEMİŞ;; AKIL YAŞTA DEĞİL, BAŞTA'DIR...
OKUYALIM ÇALIŞALIM İSTİKBALİ SAĞLAMLAŞTIRALIM VEDE ÖĞRENEREK HATALARIMIZDA DERS ALALIM...
EFEDİR ADIMIZ
TÜRK OĞLU TÜRK OLMAKTANDIR ŞANIMIZ
YEDİ DEĞİL YETİMİŞ BİN OLSA DA DÜVEL
YİNE DE ÜSTÜNDÜR TÜRK OLDUĞUNU BİLEN
KANSIZ EFE

Çevrimdışı acun_34

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 61
Ynt: 12 EYLÜL 1980
« Yanıtla #2 : 24 Ekim 2006 »

Çok haklısınız ,  akıl yaşta değil baştadır.

Bir belge :

…Yıl 1945. Irak dışişleri bakanı Naci Şevketin yayınlanan tarihi hatıratına ibretle göz atıyoruz.

“…Başbakan Nuri Sait Paşa, Irak dış işleri bakanı Naci Şevketi huzuruna çağırıyor.

Türkiye”ye resmi bir ziyaret yapacağız, sen de bana eşlik edeceksin! Baş üstüne efendim! Türkiye Cumhuriyetinin başbakanı muhterem Şükrü Saraçoğlu’ydu. Devlet töreniyle ve nezaketle karşılandık. Ankara’da ve Devlet konuk evinde misafir ediliyorduk. Akşamüzeri Nuri Sait Paşa bana ilk defa Türkiye ziyaretimizin maksadını anlatıyordu.

-İyi dinle beni Naci, Prens Abdulillah rahat durmuyor. Mutlaka kral olmak istiyor.

Kurmaylarımızla düşündük, ne yaparsak yapalım bizim Kuzey Iraktan Türk kimliğini silmemiz mümkün değil!

Bugün Türkiye’de munis bir iktidar var. Amma bir gün Türkiye’de bir yönetici çıkar ve Musul’u cebren elimizden alabilir. Bu nedenle biz Prens Abdulillahla konuşup karara vardık. Şimdi biz Musul vilayetini Türkiye’ye verelim. Ona karşılık da Türkiye bizim Suriye’yi işgalimize karşı koymasın… Böylece Prens Abdulillah Suriye’nin müstakbel kralı olur. Mekke emiri Şerif Hüseyin bin Alinin de rüyası gerçekleşmiş olur…! Böylece Kuzey Irak belasından da kurtulmuş oluruz…”

Ortadoğu’da harpsiz-darpsız bir hudut tashihi yapılacak ve Türkiye bu projeden en kazançlı devlet olarak çıkacaktı. Ertesi sabah Başbakan Saraçoğlu devlet konuk evine ziyaretimize geldi. Ona Türkiye’ye gelişimizin esas maksadını anlattık. Saraçoğlu çok sevindi.

—Biliyorum, Musul ve Kerkük misak-ı milli hudutlarımız içinde olup, Gazi paşanın da ısrarlı talepleri vardı! Dedi ve memnuniyetini izhar etti.

—Bu fevkalade teklifi Cumhurbaşkanımız İsmet paşaya bildireceğim…

Aynı gün Türkiye Cumhuriyeti dışişleri bakanı Saraçoğlu cevabı getirdi. İfade ederken yaşadığı şaşkınlık, bizleri de hayrete düşürdü.

—Reisicumhur İsmet paşanın cevabını iletiyorum!

Türkiye devleti bu teklifi şiddetle reddeder… Böyle bir planın gerçekleşmemesi için de elinden gelen her şeyi yapacağından emin olabilirsiniz!

Musul’u reddettiler. Şerif Hüseyin bin Âlinin de hayalleri suya düştü. Türkiye ziyaretimiz başarısızlıkla sonuçlanmıştı…

Kuzey Irak ta olanlar işte bunlar .

Esenlikler dilerim.

Çevrimdışı irfan

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 266
Ynt: 12 EYLÜL 1980
« Yanıtla #3 : 25 Ekim 2006 »
ACUN GANDAŞIM UMARIM Kİ DİĞER KARDELERİMİZDE BUNLARI OKUR,ÖĞRENİR VE ARAŞTIRMA, PLANLAMA ,DÜZELTME,EĞİTİM,ZEKA,MANTIK,İDEAL,YANİ KISACASI TÜRKLÜĞÜ EN ÜST SEVİYEYE ÇIKACAK KONUMA GETİRME GAYRETLERİ BİRAZ DAHA ARTAR..

   Unutmayalım ki insan oğlu tabiatıyle güçsüzdür.BİLİM İLE GÜÇLENİR..(bu söz bana aittir.)
  Yani yaşanan ve yaşanacak olan olayları tarih içindede gördüğümüzü bilerek bir daha aynı hatalara düşmeme çabasına girişilir(lanet olsun ya olmayacak bu iş böyle diyerek dellenmenin anlamsız olduğunu kavrarlar))

   Saygı ve sevgilerimle...
EFEDİR ADIMIZ
TÜRK OĞLU TÜRK OLMAKTANDIR ŞANIMIZ
YEDİ DEĞİL YETİMİŞ BİN OLSA DA DÜVEL
YİNE DE ÜSTÜNDÜR TÜRK OLDUĞUNU BİLEN
KANSIZ EFE

Çevrimdışı nil

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 149
Ynt: 12 EYLÜL 1980
« Yanıtla #4 : 26 Ekim 2006 »
12 Eylül 1980 darbesinin oluşturan nedenler sayın Acun_34 ırkdaşımızın anlattığı gibidir.Gerek sağcılar, gerekse solcular bu darbeden nasibini almışlar ,hapis cezaları almışlardır.Bu darbe sonucunda burnu bile kanamayan kesim irticacılar olmuştur.
   Evren bir taraftan Atatürk dereken diğer taraftan islamcılığı beslemiştir.1980 yılına kadar Erbakan'ın yapamadığını Evren yapmış ve Din dersini okullarda zorunlu hale getirmiştir.Din dersi seçmeli olduğu için lisedeylen bu dersi seçmeyen öğrenciler 12 Eylül sonrası zorla sınıfa toplanıyorlardı .Din dersi verdiğini söyleyen zat , Cumhuriyet sözcüğünden çok rahatsız olduğunu her defasında belli etmek için cumhuriyet sözcüğü yerine çamuriyet derdi.
    Türkiye'de Evren'den başka kimse, asıl amacı şeriatı yaymak olan Rabıta örgütüne, devletin yabancı ülkelerdeki din görevlilerinin maaşını ödettirme sorumluluğu altına böylesine korkusuzca giremezdi. 
    Türkiye'nin en büyük belası olan en büyük tehlike olan irticayı beslemişlerdir.28 Şubat aslında 12 Eylül'ün doğurduğu sonuçlara karşı gelmektir.

Çevrimdışı TeknikTürk

  • Yasakli
  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 215
Ynt: 12 EYLÜL 1980
« Yanıtla #5 : 26 Ekim 2006 »
Darbenin yapılışı belki haklı sebeplere dayanabilir.Ama ya darbe yapıldıktan sonra yapılanlar?Ya darbeyi yapanların dillere destan yetenek ve kabiliyetleri,ileri görüşlülüğü ve geniş ufukluluğu?
Basit bir örnek : Atatürk diyorki " Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır",Savaş sırasında bile öğretmenlerle toplantı düzenlemeyi ihmal etmiyor,savaş haberi gelince cehaletle savaşın daha önemli olduğunu söylüyor.Eeee kendiside Başöğretmen değilmidir.Cumhuriyetin o sefalet içerisindeki o ilk yıllarında bir öğretmen 7 cumhuriyet altını (yaklaşık 1.600YTL) aylık veriliyor.
Çok değerli Kenan Evren paşamız ne diyor ,ÖĞRETMENCİK!!!!!!!!!

Yoo hayır,ben öğretmen değilim.Mühendisim.Ancak adım gibi biliyorumki bu ülkeyi kurtarırsa öğretmenler kurtarır.Yukarıdaki sadece bir örnekti,ancak karşımızdaki kişi hakkında çok şey anlatıyor.Gözümde o öğretmencikler!!!! Evren Paşadan çok daha kıymetli ve saygındır.Şükürler olsunki ordumuz artık onun gibiler yetiştirmiyor.Karadayılar yetiştiriyor,Büyükanıtlar yetiştiriyor.Tarihin en eski ordusunada bu yakışır.

Nil hanımada sonuna kadar katılıyorum.

Çevrimdışı acun_34

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 61
Ynt: 12 EYLÜL 1980
« Yanıtla #6 : 27 Ekim 2006 »
Darbenin yapılış nedeni BELKİ haklı nedenlere dayanmıyor.
HAKLI nedenlere dayanıyor.
Ailelerin Hayatlarının tehlikeye düştüğü günler için belki haklı nedenler denemez !

Aslında o günlerde Kenan Evren neler yapmalıydı?
(............)

İhtilalden sonra neler oldu ?

Can güvenliği geldi.
Her gün evden çıkıp işine giden bir aile reisinin ,işine giden bir bayanların,okuluna rahatlıkla gidebilen çocukların çarşı , pazara alışveriş için hayati tedirginliği olmaksının yapılabilmesi özlediğimiz günlerdi.
12 eylülden sonra o günler geri geldi.
12 eylül öncesi bir türlü anlaşıp ta çıkarılamayan kanunlar yüzünden görev yapamaz halde bulunan güvenlik güçleri görevlerini yapar hale geldiler.
Polis , öğretmen gibi bir ülkenin can damarı sayılan kurumların içine sızan bölücülük kavramı bir anda kayboluverdi.
İşimize rahat gider olduk.Çocuklarımız parklarda gezer oldular.Eş ler rahat rahat gezmeye başladılar.Yollarda önünü kesip hangi taraftan olduğu sorulmadı.
Kadınlar ulu orta giydikleri etek şekillerinden dolayı( bacak aralarına vurularak ) tekme ile -zincir ile dövülmez oldu.
Peşpeşe çekilen sıkıntılı yıllardan sonra nihayet özgürlüğü hissettik.

Ama :

Askerin politika belirleme de başarısız olduğu bir kez daha meydana çıktı.

Millet olarak iyi Asker yetiştirebiliyoruz ama iyi politikacı yetiştiremiyoruz.

Asker siyasi tercihleri belirlerken  hatalar yaptı.

*Nil Hanımefendi ' nin de işaret ettiği gibi din konusunda ilginç gelişmeler yaşandı.
Din ! o kadar hassas bir konu ki her hangi bir müdahale yanlış anlaşılmalara da yol açabiliyor.

Evren Paşa Milletimiz din i tarikatlar vasıtası ile öğreneceğine imam hatip okullarında yetişen bilgili din adamlarından Diyanet işleri başkanlığının kontrolünde okullarda öğrenilmesini uygun görmüştü.

Ortalıkta dolaşan kurslar kapatıldı veya diyanet işlerine devredildi.
Din dersi ;Okullarda mecburi ders olarak yerleştirilmeye çalışılmayıp ,seçmeli ders olarak bırakılabilirdi.İsteyen seçer isteyen seçmezdi.
O günlerde iyi niyetli bir başlangıç olarak addedilse de siyaset sivillere devredildikten sonra sinsi irtica ; tarihimizin her evresinde olduğu gibi yine kendisini hissettirmeye başladı.

Osmanlılardan kalma irtica içimize o kadar yer etmişki insanların inanç tercihi olan din konusunda
konuşulması bile konuları anında başka taraflara götürüveriyor.
Bir hristiyan evlenmeye karar verdiği zaman yüzyıllardır papaz karşısında evlenebilirken bizde irticaya önlem alınamadığı için belediye görevlileri karşısında evlenmeyi Laiklik çerçevesi içinde kabul edilebiliyor.
İrticanın çirkin yüzü sayesinde  çocuklarımızın  dinden soğur hale gelmesi üzücüdür.

Darbeden sonra ilk Başbakan emekli bir amiral olan Bülent Ulusu idi.
Enflasyon oranı% 20 ye düşürülmüş ,yokluklar bir anda ortadan kalkıvermişti.

*Partiler yeniden oluşturuldu.
Emekli bir asker merkez- sağ bir partinin ,merkez-sol parti başına sivil içinden bulunmuş Necdet Calp
ve Turgut Özal ın anavatan partisi.
3 partiden birine oy verilecekti. Fazla parti olursa bölünmeler oluyor ve de koalisyonlara ihtiyaç duyuluyordu.
Parti liderleri konuştukça yavaş yavaş gelecekte neler olabileceğini hissetmeye başlayan Kenan Evren vahim bir hata daha yaparak emekli askerin partisini methetmeye kalktı ve oyların o partiye verilmesini istedi.
İşte bu hatayı gören Özal o günü çok iyi değerlendirip, kalemini Milletin gözüne sokarak tek başına iktidar oluverdi.
kürt özal ın ekonomik politikaları incelendiğinde şahsına ait vecizlerle özdeşleştiğini görebilirsiniz.
-benim memurum işini bilir ? ( ne işi bu? o maaş la geçim mi? rüşvet almayı bilir mi demek? )
-ben zengini severim diyen bir bürokrat .
verdiği mesajlar gayet açıktı.

Sanayici yüksek kredi faizleri içinde üretim yapmaya zorlanınca enflasyon patlayıverdi.
Enflasyon-faiz zenginleri türemeye başladı,Faizin tatlı kazancı insanları farklı düşüncelere de itmeye başladı.
Her yıl Türkiye Gelir Vergi Rekortmenleri açıklanır.
Genel olarak bilinen sanayiciler içine bir yumurtacı bile girerken bir konu çok dikkat çekmeye başladı.
Bir sektör ön plana çıkıverdi .
Bu sektör 3 yıl üst üste Türkiye Gelir Vergi rekortmeni çıkardı.
Matild Manukyan.
Birileri rüşvetle geçinmeye mecbur bırakılırken,birileri de ışınlanarak zengin ediliyordu.
Ekonomide faiz silahı kullanılıyordu.
Para ! herşey para! üzerine konuşulmaya başlanınca tv lerde ibretle görüntülerini izlediğimiz bazı programlarda kızlarını ellerinden tutup Matild ana larına para kazanması için teslim eden ana-babalar çoğalmaya başlamıştı.
Eroin ticareti de patladı.krtlerin tekelindeki bu sektör yeni yeni zenginler ortaya çıkarıverdi.
Üstelik kara para affı da çıkarılınca toprak ,karamaehmet gibiler yurda bile şanla getirilip yatırım yapmaya teşvik edildiler.Ama her yapılan yatırım ne faiz gibi ne de eroin gibi fahiş oranda para kazandırmadığı için elbette huylu olan huyundan da vazgeçmiyor yeni yeni zenginler türemeye devam ediyordu.krt özal zenginleri...

Körfez savaşı 1 koyup 3 alma teorileri

Darbe sonrası bu şekilde devam eder...

Saygılar



Çevrimdışı nil

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 149
Ynt: 12 EYLÜL 1980
« Yanıtla #7 : 27 Ekim 2006 »
    12 Eylül 1980 ile ilgili duyduklarıma göre değil ,yaşadıklarıma göre yazarım.12 Eylül öncesi ülkenin içinde bulunduğu durum gerçekten içler acısıydı.Ya sağcı olmak zorundaydın, ya da solcu.12 Eylül beklenen bir darbeydi ve olmak zorundaydı.Ama sonuçları asla amacına hizmet etmemiştir.Gerçek tehlikenin karşısındaki bütün rakipleri saf dışı bırakarak, ona arka çıkarak daha da büyümesine neden olunmuştur.
    Yapılan darbe sonucu ogünler kurtarılmış, kısa vadeli planlar yapılmış Türkiye için geçerli olan tehlikeler ileri bir tarihe ertelenmiştir.
    12 Eylül günü kan durdurulmuştu.Yeni gençlerin sağ ya da sola bulaşmaması için akıllarına din gelmiş olmalı.Gençler dine yönelirse akıllarına başka şey gelmez diye düşündüler.Kısaca sorunlara kesin çözümler üretmek yerine ,sorunlara farklı boyutlar kazandırılarak ,tehlike dahada büyütülerek ötelendi.
     Evren'in konuşmalarından örnek;Tanrısı bir, Kuran'ı bir, peygamberi bir, aynı sesleniş ve yakarışla namaz kılanları birbirinden koparmaya imkan yoktur."(age. 15 Ocak 1981, Konya konuşmasından )
     Sanırım Evren'in en büyük hatası Atamızı taklit etmeğe çalışmaktı.

Çevrimdışı TeknikTürk

  • Yasakli
  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 215
Ynt: 12 EYLÜL 1980
« Yanıtla #8 : 27 Ekim 2006 »
    12 Eylül 1980 ile ilgili duyduklarıma göre değil ,yaşadıklarıma göre yazarım.12 Eylül öncesi ülkenin içinde bulunduğu durum gerçekten içler acısıydı.Ya sağcı olmak zorundaydın, ya da solcu.12 Eylül beklenen bir darbeydi ve olmak zorundaydı.Ama sonuçları asla amacına hizmet etmemiştir.Gerçek tehlikenin karşısındaki bütün rakipleri saf dışı bırakarak, ona arka çıkarak daha da büyümesine neden olunmuştur.
    Yapılan darbe sonucu ogünler kurtarılmış, kısa vadeli planlar yapılmış Türkiye için geçerli olan tehlikeler ileri bir tarihe ertelenmiştir.
    12 Eylül günü kan durdurulmuştu.Yeni gençlerin sağ ya da sola bulaşmaması için akıllarına din gelmiş olmalı.Gençler dine yönelirse akıllarına başka şey gelmez diye düşündüler.Kısaca sorunlara kesin çözümler üretmek yerine ,sorunlara farklı boyutlar kazandırılarak ,tehlike dahada büyütülerek ötelendi.
     Evren'in konuşmalarından örnek;Tanrısı bir, Kuran'ı bir, peygamberi bir, aynı sesleniş ve yakarışla namaz kılanları birbirinden koparmaya imkan yoktur."(age. 15 Ocak 1981, Konya konuşmasından )
     Sanırım Evren'in en büyük hatası Atamızı taklit etmeğe çalışmaktı.
Nil Hanım beyfendinin "Bugün o günleri yaşamadan ,hatırlamadan yorum yapmak çok kolay." sözü benim içindi,üzerinize alınmayın.Bu sözü söyleyen Acun-34 bey eminim kutuluş savaşı,malazgirt savaşı gibi konularda konuşmayacaktır.Zira ben 80 li yılları yaşamadığım için konuşmam abes ise kurtuluş savaşını yaşamayan acun beyinde bu konuda konuşması abes olur.Malazgirt harbini ise Türkiyede kimsecikler konuşmamalıdır...Hayır...Kurtuluş savaşından malazgirte,malazgirtten çin-hindistan seferlerine kadar tüm Türk tarihi üzerine her Türk gencinin konuşmaya hakkı vardır vede konuşmalıdır.Yaşadıklarınıza ve yaşınıza saygım sonsuzdur ancak lütfen biraz insaflı davranın.Yaşamadığım için neden konuşma hakkımda olmasın?
Yazımda açıkça "Darbenin yapılışı belki haklı sebeplere dayanabilir" diye belirtmiştim.Benim derdim darbeden sonra yapılanlar.Hatta bazen ABDnin sırf Türkiyede darbe yapılsın diye olayları kızıştırdığını/çoğu eylemin sunni olduğunu düşünüyorum.Ülke biribirine giriyor ve bir gecede herşey halloluyor,kimsede çıt yok.Hiçbir toplumsal olay böyle bıçakla kesilir gibi bir gecede bitmez.
Kenan Evren belki çapsız,ufuksuz ve dar kafalı biriydi ama hain olmadığından eminim.Tutup şimdikiler gibi abdden emir almayacağındanda eminim ancak tuzağa düştüğünü düşünüyorum.Zira abdnin sesi radyosu darbeden 30 dk önce Türkiyede darbe yapıldı haberlerini vermedimi?O dönemki (ismini unuttum,hatta nereden okuduğumdanda emin değilim ama isterseniz araştırırım)abd başbakanı Türkiyedeki darbeden için "bizim çocuklar iyi iş çıkardı" dememişmidir(sanırım adamın hatıratından okumuştum emin olamıyorum,aradan yıllar geçti)?
Kapasitesi ve potansiyeli yeterli olmayan kişiler iyi niyetli olsalar bile devlet yönetmeye kalktılarmı kullanılmaktan kurtulamıyorlar(sözüm sadece Evren için değildir).Eminim kendisi halen kullanıldığını,tuzağa düşürüldüğünü düşünmüyordur.
Türk milletini bu kadar ezen,sindiren ve ses çıkaramaz tepki koyamaz hale getiren  bu insandan nefret etmesem bile sevemeyeceğim.

Çevrimdışı acun_34

  • Türkçü-Turancı
  • **
  • İleti: 61
Ynt: 12 EYLÜL 1980
« Yanıtla #9 : 27 Ekim 2006 »

Herhangi bir Irktaşımın görüşlerini ifadeleri üzerine kolay kelimesini kullanmadım.
Sanırım yanlış anlaşıldım.

İzin verirseniz şu şekilde açıklama yapayım :
Bizler, o günleri yaşarken bu günleri tahmin edebilmek kolay değildi.
1960 darbesi sonrası oluşturulan anayasa Milletin oy una sunulmuş % 62 0ranında kabul almış ve yürürlüğe girmişti.
1980 darbesi sonrası yine yeni bir anayasa yapılmış bu defa % 92 oranında kabul oy u almıştı.
Bizler o günün şartlarında oy veren Milletin kendisi diyerek bu mantık üzerine yorum yapıyor ve de Evren Paşa ya toz kondurmuyorduk.
Yapılan her işlemi gönlümüzle tereddütsüz onaylıyorduk.

O yaşların tecrübesi ile içinde bulunduğumuz yaşta yorum yapabilmek daha kolay oluyor.

Özal a asla oy vermemiş olmakla övünmekle birlikte oy veren pek çok tanıdığım biz ne yaptık nasıl böyle birine oy verebildik diye de pişmanlıklarını dile getirdiklerine her zaman tanık olabiliyorum.
Evren Paşa özal ın parti kurmasına izin verdiği zaman özal ( darbe öncesi )milli nizam partisi İzmir milletvekili adayı idi.

Yazımdaki ilgili cümle sizlere hitapmış gibi algılamakta devam ediyorsanız anında silebilirim.

Saygılarımla