Gönderen Konu: Milleti Harekete Geçirmenin Yolları  (Okunma sayısı 4037 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Atçeken Beği

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 227
Milleti Harekete Geçirmenin Yolları
« : 25 Aralık 2007 »
Sosyolojik veriler bize en kalıcı ve etkili hareketlerin milletçe yapınlar olduğunu anlatır;geçmişten bugüne,gelişen teknoloji sayesinde milletçe hareket etmek kolaylaştığı kadar,zorlaşmıştır da.Kitle iletişim araçları dediğimiz;televizyon,internet insanları etkilemekte ve içerisine çekmektedir.İnsanlar,her koşula bir fikir geliştirmeyi çok severler,bu yüzdendir ki Dünya üzerinde binlerce ideoloji yaşar.Özellikle,internet denen dünya insanoğlunu kendine muhtaç etmekte ve bazı fikirlere öncülük etmektedir.İnternet,bilgisiz bir insanı bir gün Türk-İslâm ülkücüsü(!),bir gün sosyalist ve diğer bir gün şeriatçı kılabilir.

Bundan yetmiş yıl evvel,en büyük kitle iletişim aracı kitaplardı;on baskı yapan bir kitap büyük kitleleri etkisi altına alıp,büyük etkiler yaratabiliyordu.Kitap aleminde de,internet aleminde olduğu gibi çok seslilik mevcuttu,ancak içerikler geniş,fikirler sağlam ve kuvvetli idi.Aradan geçen yetmiş yıl,insanı tembelliğe ve tek sözle ideoloji peşinde koşmaya itti.İçi boş,ama taraftarı bol ideolojiler(!) insanları tembelleştiren teknolojinin ürünüdür.İnternet ve televizyon kullanmasını bilmeyene -ki internet ve televizyon kullananların %80'i gereksinim dışı ve bilgisizce kullanmaktadır- gerçek manâda bir ölümdür.

Türk gençliği,giderek internetin başdöndürücü büyüsüne kapılmakta ve kendi kendini öldürmektedir.Bunu nasıl önleyebiliriz?Gençlerimize kitap okumayı öğretmeli ve sevdirmeliyiz.Bu işe kendi çocuklarımız,yiğenlerimiz ve komşumuzun çocuğu ile başlamalıyız.Okumayı söken çocuğun eline hemen okuması için bir şeyler sıkıştırmalı ve bunu çocuğun sempatisini kazanarak yapmalıyız.Çocuğa okuduğu her kitap için beş lira harçlık vererek ya da onu her okuduğu kitaptan sonra lunaparka götürerek bunu başarabiliriz.Beş veya altı kitaptan sonra çocuk kitap okumaya alışacak ve kendiliğinden,ödül beklemeksizin kitap okumaya başlayacaktır.Yeni okur-yazar olmuş çocuğa tutupta Türkçülük hakkında kitaplar vermeyeceğiz;ince,akıcı ve Türk kahramanlığını anlatan kitaplar vereceğiz.Örneğin;Seyit Onbaşı'nı çocuğun hayâl dünyasına onun kahramanı olacak şekilde yerleştireceğiz.

İlkokul ikinci sınıfa giden bir çocuğa yavaş yavaş destanlarımızı okutmalıyız.Ergenekon Destanı ile onlara simgemiz olan bozkurdu,Çanakkale Destanı ile Türk'ün yıkılamayacak bir kale olduğunu,Alp Er Tunga Destanı ile kağana,yani lidere olan bağlılığı ve sevgiyi öğretmeliyiz.Bu destanlar,çocukta atalara merâk ve sevgi uyandıracaktır.Merâk eden çocuk soru soracak ve daha fazlasını isteyecektir;bu sayede çocuğun hayâl dünyasına nakış gibi,kahramanlığımızı ve bardağın dolu tarafını işleyeceğiz.İlkokul beşinci sınıfa gelene kadar kahramanlığı ve Türk üstünlüğünü anlattığımız çocukta otomatikçe Türkçü kişilikte kendini göstermeye başlayacaktır.

Ergenlik çağı,insanın yetişmesindeki en önemli çağdır.Altıncı sınıftan itibaren,çocuklar yavaş yavaş ergenlik dönemine girmeye ve çevresini tanımaya başlar.İşte,bizim için en önemli çağ budur.Destanlarımızı ve tarihimizin en güzel tarafını öğrenen genç adayımıza artık gerçekleri öğretmenin zamanı,bu zamandır.Temeli sağlam olan binayı,artık hiç bir güç yıkamayacaktır.Şimdi,Nutuk'u ve Orhon Yazıtları'nı okuma,anlama zamanıdır.Bu anlattıklarım,imkansız değildir.Gelişmekte olan bir insan günde bir saat ile Türkçü kişiliğe çok rahat ulaşabilir.

Bu şekilde yetiştirilmiş bir Türk evladı,mutlaka derslerinde başarılı olacak ve liseye devam edecektir.Onbeş yaşındaki kişi için en uygun roman,tabiki Bozkurtların Ölümü'dür.Liseyi bitiren kişi Atsız Ata'nın külliyatını okumuş ve Türkçülüğü sindirmiş olmalıdır.Artık diğer ideolojilerde öğrenilmeli ve Türkçü fikriyat kişide iyice oturmalıdır.Komünizmi(sosyalizmi,kapitalizmi,emperyalizmi vs.) okuyan ve anlayan bir Türkçü,kendi ideolojisine daha yararlı ve her an karşı ideolojiyi mat edecek durumdadır.

Yukarıda yazdıklarım çekirdekten yetiştirilmeye başlanmış bir çocuk içindir.Peki,liseye kadar bomboş bir şekilde yetişmiş bir genci nasıl kazanabiliriz?Ona,cihan üzerinde bir cennet,erkek için kız,kız için erkek arkadaş veya ölüm sonrası için cennet vaad edemeyiz.Vaad edebileceğimiz tek şey,gururlu bir yaşamdır.Gurur,insanın yenemediği ve yemeyeceği tek duygusudur;en alçak insanın bile bir gururu vardır.Onun gururunu ''Yahu sen Türk'sün,Attila'nın torunusun,bak romalıları nasılda dize getirmiş senin atan!''vb. cümlerle okşayabiliriz.Türkçü kalemlerin şiirleriyle onu büyüleyebilir;böylece kitap okuma duygusunu kabartabiliriz.Türkçü kişilerin yaşamlarını anlatarak,ona gururlu yaşamaya çalışmanın erdemini anlatarak,onu kazanabiliriz.

Peki,ununu eleyip eleğini asmış büyüklerimizin sempati ve desteğini nasıl kazanabiliriz?Kahvelerde bol vakit geçiren erkek ve günlerde vakit öldüren kadın topluluktan bahsediyoruz.Kahvelerde çok büyük taraftar toplayabiliriz.Küçük kelime oyunları,iğneleyici ve esprili bir tavırla bu kitleyide peşimize takabiliriz.Kadınlarımız için,kadınların kendi aralarında tertiplediği eğlence günlerini çok iyi kullanmamız gerekir.Diğer etnik grupların temiz olmayışından(Türk kadınının en tipik özelliği aşırı titiz olmasıdır.),Dünya'da en yüksek saygıyı tarih boyunca Türk hanımlarının gördüğünden bahsederek annelerimizide bu harekete dahil edebiliriz.

Bence,en önemli görevimiz efendimiz olan köylümüze ulaşmaktır.Din etkisiyle zaten var olan aşırı yunan,ermeni ve diğer hristiyan topluluklara düşmanlık,işimizi kolaylaştıracaktır.Çoğu Anadolu köyünde yobaz bir din anlayışı yoktur,ama bilinçsiz bir inanış söz konusudur.Bu bilinçsizliği nasıl lehimize çevirebiliriz?Bunu kestirmek ve kesin bir yanıt verebilmek oldukça güçtür;fakat terör olaylarını dramatize ederek bir tepki yaratabiliriz.Kendimizi acındırmadan;ama haklı olduğumuzu kanıtlayarak.Bu,çokta zor olmayacaktır,çünkü bugün bütün terör örgütlerinin ana kadrosunu etnik kökenliler oluşturmaktadır.Bu etnik kökenlilerin,milletimizin deyişiyle ''gevur'' topluluklara çalıştığını anlatarak onları kazanabiliriz(ki yalanda söylememiş oluruz.Bütün terör örgütleri dış güçlere bağlı).

Tabiri caizse;Türkçü geleceğin çekirdek kadrosu olan bizler,bukalemun gibi her ortama uyum sağlamalıyız.Bu sayede en kalıcı ve en etkili olacak millet hareketinin temellerini atabiliriz.

Tanrı Türk'ü korusun ve yüceltsin.
Oturup düşündüğümde yetim olmadığımı gördüm! Oğuz Han gibi atası, Dede Korkut gibi muallimi, Köroğlu gibi ağabeyi, Mahtumkulu gibi akıl hocası olan birisi hiç yetim olur mu?
Saparmurat Türkmenbaşı

Çevrimdışı TÜRK-KAN

  • Türkçü-Turancı
  • *****
  • İleti: 2182
  • UÇMAĞA VARDI, TANRI DAĞLARINDA!
Ynt: Milleti Harekete Geçirmenin Yolları
« Yanıtla #1 : 25 Aralık 2007 »
 Harika bir makale olmuş. Kalemine, yüreğine sağlık At Çekenbeği kardeşim...

 Özellikle küçük yaşlarda, insan özellikle çizgi roman türü yayınları takip eder. Bende zamanında Türk Tarihine olan ilgi ve hevesimi, Sayın Suat Yalaz'ın Karaoğlan adlı çizgi romanından almışımdır. Ondan sonra Dede Korkut Hikayeleri 'de bunun pekişmesini sağlamıştır. Daha sonraki süreçte diğer etkenlerle bu duygular daha güçlenecek ve kişinin Türkçülüğü fikir olarak benimsemesi sağlanacaktır.



 
23 EKİM 2023'DE, ELİM BİR TRAFİK KAZASI SONUCU, UÇMAĞA VARDI.
ŞİMDİ; TANRI DAĞINDA, ATALAR YURDUNDA, ATSIZ ATA MAKAMINDA, BAŞBUĞLAR OTAĞINDA, ERİNÇ İÇERİSİNDE!

Çevrimdışı Atçeken Beği

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 227
Ynt: Milleti Harekete Geçirmenin Yolları
« Yanıtla #2 : 25 Aralık 2007 »
Evet,Türk-Kan ağabeyim bende aynı şeyden bahsediyorum.Çocukken,Karaoğlan vb. Türk kahramanlarını kendine idol alan çocuğun Türkçü olarak yetişmesi daha kolay olacaktır;fakat belirttiğimiz gibi günümüz teknolojisi bunları zorlaştırmaktadır.Bu zoru kendimiz yenmeliyiz.
Oturup düşündüğümde yetim olmadığımı gördüm! Oğuz Han gibi atası, Dede Korkut gibi muallimi, Köroğlu gibi ağabeyi, Mahtumkulu gibi akıl hocası olan birisi hiç yetim olur mu?
Saparmurat Türkmenbaşı

Çevrimdışı Mete Saltuk

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 147
Ynt: Milleti Harekete Geçirmenin Yolları
« Yanıtla #3 : 25 Aralık 2007 »
Değerli Kardeşlerim;

Ben, bilgisayar ve televizyon üzerinde yoğunlaşmamız gerektiği kanaatindeyim. Şöyle ki; günümüz çocuklarının anne-babalarından gizli bilgisayar oyunları oynamak için koşuşturduğu dönemde, onlara en iyi bu şekilde ulaşabiliriz. Muhakkak ki, kitap her zaman daha üstündür ancak, çocukları cezbedebileceğinden şüpheliyim. Bence işe ilk önce bilgisayarla ilgili bütün terimleri Türkçeleştirerek başlamalıyız.(mouse, monitor, fıle,drıver vb.) Bunlar için devlet tarafından kanun tasarıları çıkarılmalı ve gerekli yazılımlar için kaynak ayırılmalıdır. Yurtdışından gelecek her türlü program için Türkçe zorunlu olmalıdır. Bilgisayar oyunları, televizyon çizgi filmleri için kahraman isimleri, Türk isimleri olmalıdır.(Sımpson çizgi filmi karakterlerinin isimleri, Ürdün'e girebilmek için arap isimleri ile değiştirildi) Yine bilgisayar oyunları için kendi kahramanlarımızın isimleriyle, yeni oyunlar yapılmalı, bu oyunların konusu sayesinde; o kahramanın yaşamı anlatılmalıdır.( Aynı şekilde televizyonlar için çizgi filmler) Oyuncakların isimleri (Actıon Man,Barbie vs.) dahil bir çok şekilde ingilizce ile karşılaşan çocuklara önce Türkçeyi öğretmeliyiz.(Konuyu biraz değiştirdim galiba)

Bu arada öğretmeni, liseye giden yeğenime, ingilizce olmak kaydıyla, ünlü bir yabancının hayatını(neden Türk değil?) anlatmayı ödev olarak vermiş. Önce bunların önüne geçmek lazım. Saygılarımla

Çevrimdışı Temir Yalıg

  • Türkçü-Turancı
  • ****
  • İleti: 184
  • TÜRK'ÜM BAŞKA ÜNVAN İSTEMEM
Ynt: Milleti Harekete Geçirmenin Yolları
« Yanıtla #4 : 26 Aralık 2007 »
Atçeken Beği kandaşım ;

Çok önemli bir meseleye değinmişsin.Kaleme sağlık.

Kitap elbette ki toplumları yönlendirmede önemli rolü olan bir araçtır.Ancak teknolojinin süratle ilerlemesiyle kitlelerin ilgisi televizyona ve internete kaymış durumda.Bence kitabın insana kattığı değer internete nazaran ölçülemeyecek bir şekilde daha fazladır.Sayfaların tozunu yutmak ve küçük de olsa bir kütüphane oluşturmak çok hoş bir olaydır.Ancak çokça zikredildiği gibi İnternet şu anda doğru ve yanlış bilgilerin yığılı olduğu,engin bir deniz.Türk çocukları kitap okumaya her daim teşvik edilmelidir.Bunu yanısıra da bilgisayar kullanımını ve internetten doğru bilgi bulma metodlarını genç arkadaşlarımıza öğretmemiz elzemdir.

Atçeken Beği kandaşımın dediği gibi,bir çocuğun siyasete merak saldığı yaş genelde 12-13 yaşlarıdır.Bu yaşlarda çocuk çevresinin ve ailesinin de etkisiyle siyasetle tanışır ve ufak çaplı da olsa fikirler üretmeye başlar.Propagandacı bireyler olarak bizlerin yapması gereken en önemli husulardan biri de işte bu yaş grubundaki çocuklara Türkçü materyalleri doğrudan ulaştırmaktır.Liselerdeki çoğu genç de kâh eğitim sisteminin bozukluğundan,kâh iyi yetiştirilememelerinden dolayı sığ ve afaki bir şekilde yaşamaktadırlar.Konu biraz değişecek ama biraz da eğitim sisteminin haline ve özellikle lise adı verilen bataklıkların (!) haline değinmek istiyorum.Eğitim sistemi,süregelen iktidarlardan ve Türkiye'nin buna müteakiben yanlış politikalarla yönetilmesinden ötürü tamamen bozuk durumdadır.ÖSS ve OKS gibi sınavların yanısıra ilköğretimdeki ve ortaöğretimdeki müfredatlar tamamıyle ezberci bir sistematiktedir.Bu ezberci sistemin getirisi de lise mezunu olan,bilgi açısından boş olan ve dersanelere milyarlar yediren,gençler olmaktadır malesef.Liselerin hâli de günümüzde malumdur.Liseler,uyuşturucu ve fuhuş batağı olmuştur ve medyaya yansıyan laubali olayların yanısıra işin bir de yansımayan tarafları vardır.Bu kurumlar lağv edilmelidir ve temeli sağlam olan,Milli bilinçle donatılmış parlak nesiller yetiştirilebilecek alanlar istihdam edilmelidir.

Türkçü propaganda,kahvehanelerde,lokantalarda,pastanelerde,sokaklarda kısacası insan olgusunun olduğu her yerde yapılmalıdır.Bir Türkçünün görevi budununa nitelikli elemanları kazandırmaktır.Her propagandacı Türkçü,propaganda metodlarını iyi öğrenmeli ve uygulamalıdır.
TÜRK IRKI SAĞOLSUN!